Merhaba !

Hoşgeldiniz! Ben Tuana Atalay.

En Son Yazılarım


Sanıyorum Ki

nasıl unutur ve üstüne affederboğazımın düğümlerikalbimin bir yerlerindehâlâ af beklerküçük bir çocukçok inatçı çok nasıl ister ve üstüne umutlanırbendimin çıkmazlarıyeminler edilmedi mi aynamdao seni kendine rezil ederken?bir daha olmayacak diye beklerkengünlerini zehir ederkenbakarken aynama ben,utanmaz mısın kendinden? şimdi sanar mısın kişiir yazdığın kişiyleyazdıran kişiaynı olsun sayfanda? sanıyorum kion ikinci ayın yirmi üçünde yazdığım satırlar pek…

Şairin Üçlemesi

BÖLÜM 1Yazan Şair…Dönmez mi Yazdırana? (Olmaz bu başlık şairim, sırf kafiye yapabildin diye mi tüm bu tatava?) “Velhasıl şairim, yazarak da bir şey denmez ki. Gözbebeklerine yakından bakıp bir iki gram sevgi ve saygı araman lazım da bunu yazarak değil, yanına gidip yapman lazım. Eh be şairim, yalvarıp bulamadığın saygıyı şimdi cımbızla aramaya çalışırsın. Âşık…

Saçmalık

Herkesin gördüğü bir yerde,Açık saçıkkenKendimi görüyorum.Belki sahtelikler içinde gezerken seni görüyorum. Duyuluyor muyum? Bazen gider geliriz ya, kendimizden çok uzaklara… Gerçeklikten koptuğumuzda. İşte oralarda gerçek beni buluyorum. O gerçekten “hiç” olamayacak kadar gerçek duruyor. O ben seni elinden tutup götürüyor.Herkesin gördüğü yerden, herkesliğin gömüldüğü bir yere gidiyoruz. İnanamıyorum ama yine de gidiyoruz. Alabildiğince uzaklara. Sen…

Tatlı Melankoli

 Kendime engel olamıyorum, ne zaman gelsen… Gitsen… Yumuşak kadife gibi hislerim… Asla anlayamayacağım nedenlerdendir, böyle hissediyorum. Ama hiçbir şey, engellerimi kaldıramıyor. Etrafımdaki sen isen… Bir şeyler hep arkama gizleniyor, beni kendine çekiyor. Aydınlığı alıp uzaklara, karanlığa itiyor. Tutamayacağımı anlamak zoruma gidiyor.   Ne zaman istesen elde edebileceğin arzuların, kilometrelerce öteden hissediliyor ama ben… Hiçbiri, hiçkimsesi… Beni…

Hayat ve Güzelliğe!

Arşivimin derinliklerinden bulup çıkardığım birkaç yazı var aşağıda. Bazılarının üzerinden o kadar uzun zaman geçmiş ki neye tavır aldığımdan, neye kızdığımdan haberim bile yok. Aynı sebepten, neden paylaşmadığımı da bilmiyorum halbuki çok etkileyici kısımlar da var aralarında. Tüm bu yazılar artık başka birinin hayatının sözleriymiş gibi geliyor. Buyurunuz, Hayat (10 Şubat’ta yazılmış.) Ne zaman başladığını…

Çocukluk

 Daha çok küçükmüşüm oysaki. Ne kadar sürer, karar almak, en iyisini seçebilmek. İsteyerek yaşayabilmek… Ne kadar sürer?  Ne diyebilirdim ki çocukluğuma, sorsaydı halimi hatrımı? Ne demek isterdim, biliyorum. Çekilecek hiçbir acı kalmadı geriye! Yaşam, büyütülecek bir şey değilmiş! Sevmek ve sevilmek de en nadide şeymiş!  Yazılacak her şeyi yazdığıma göre, şimdi hepsini çöpe atma vakti!…

Deniz & Gıpta

Sevdiğinin kollarında uyumak… Mırıldandığı tatlı sözleri dinlemek… Bu hayallerin peşi sıra uykuya dalmışım.   Uyadığımda saat beşi geçiyordu. Balkonumun manzarasına hayran hayran baktım. Sahi, sevdiğim herkesten ve her şeyden epey uzaktım. Havanın soğukluğu, özlemimden ötürü oluşan boşluğu doldurmaya yetmiyordu işte! Gidip aynaya baktım. Yorgunluk. Tiksinti. Aynada çıkan imgelemden bana arta kalan sözler bunlar. Her gün daha…

Diken

 Bilir misiniz, idam mahkumlarını oturttukları şu elektrikli sandalyeler var ya, evet, aynen ondan! Aynı onlara bağlanmış gibiyim. Of, yerimi de ne yadırgadım! Sanki elektrik şokundan sonra gelecek ölüm, ölüm değil, o akımla yanacak olan canım ilk defa yaşadığını hissedecekti. Gerçekten, gerçekten son damlama kadar doldum; taşıyorum, işte tam şimdi taşıyorum! Ne yeri ne de zamanı.…

Dünyamın Biricik Sahnesi

En sevdiğim sahneye geldik. Yoruldum ben koşturulmaktan. Ön yargılarımı kaybettim. Geride yargılarımı kaybedeceğimden de korkuyorum. Endişeler dolu bir dünya! Geriye dönüp bakıyorum. Her şeyden uzaklaşmak istiyorum Sonra sıkılıyorum. Baskınlar… İçimin dağı taşı seller olup akıyor. Oluk oluk akıp taşıyorum. Kendimi de yitiriyorum. Tüm sevdiklerimi yitirdiğim gibi… Geriye bıraktığım masum bir çift göz… Mırıltılarını duyabiliyorum. Pamuk…

Bir yanlışlık oldu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.